SON DAKİKA
--:--:--

Bakan Fidan: CAATSA konusunda yakında bir neticeye ulaşacağız

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CAATSA yaptırımları ile F-35 tedarikindeki soruna değinerek, “Bu irade burada olduğu sürece iki liderde de biz bakanlıklar olarak bunları çözme konusunda uygun adımları atıyoruz. İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız, yani bunda bir sıkıntı olmayacağını düşünüyorum” dedi.

0 Yorum Yapıldı
Bağlantı kopyalandı!
Bakan Fidan: CAATSA konusunda yakında bir neticeye ulaşacağız

(ANKARA) – Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CAATSA yaptırımları ile F-35 tedarikindeki soruna değinerek, “Bu irade burada olduğu sürece iki liderde de biz bakanlıklar olarak bunları çözme konusunda uygun adımları atıyoruz. İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız, yani bunda bir sıkıntı olmayacağını düşünüyorum” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, TRT Haber canlı yayınında Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapılan 36. NATO Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi, güncel gelişmeler ve Türk dış politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zirve’nin tarihi bir zirve olduğuna dikkat çeken Fidan, birçok krizin ortasındayken, Zirve’de çok ciddi tartışmalar yapıldığını belirtti. Fidan, şöyle devam etti:

“Türkiye tam bu zamanda esas itibarıyla Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu liderlikle ve politikamızın ürettiği çıktılarla, esas itibarıyla İttifak’ın hala geçerliliğini koruduğu, transatlantik aktörlerin ortaya koyduğu, her iki taraftaki aktörlerin de ortaya koyduğu görüş ayrılıklarının aslında bir noktada buluşturulabileceği ve NATO’nun başlangıçtaki kuruluş amacı olan, yani ofansif değil, saldırıya yönelik değil, daha çok savunma ve barışı korumaya, refahı ve huzuru artırmaya yönelik rolünün yeniden aslında bir keşfi oldu.

Bu  yapılırken birtakım şeyler var, onu ifade etmek gerekiyor. Birincisi, Amerika’nın haklı olarak şikayet ettiği, NATO’nun uzun yıllardır ‘Avrupa ayağının yükünü ben taşıyorum, artık burada bir yeni düzenlemeye gidilmesi lazım. Çünkü Avrupa devletleri gerçekten müreffeh devletler, Avrupa Birliği kendisinin oluşturduğu büyük bir ekonomik düzen alanı var. Ben bunların güvenliğini sağlarken, ben bunların istifade ettiği sosyal güvenlik imkanlarını kendi halkıma sunamazken, burada benim sağladığım güvenlikle böyle bir hayatın yaşanıyor olması bir politik tartışma konusuydu. Şimdi bunu külfet paylaşımı diye esas itibarıyla kavramsallaştırdılar. Bu kabul gördü. Ankara Zirvesi’nde de bu kavram olmaktan çıkıp artık pratikte uygulanır bir politikaya döndü. Bu önemli, en önemli çıktısı aslında, somut çıktısı bu. Külfet paylaşımının konsept olmaktan çıkıp artık uygulamaya dönüşmesi ve bu konuda herhangi bir şekilde tartışmanın artık yapılmaması, o önemliydi.”

Fidan, en fazla konuşulan konulardan birinin dayanıklılık olduğunu belirterek, “Ordularınızı hazırlıyorsunuz ama ne kadar süreyle mühimmat olacak? Ne kadar süreyle savunma mekanizmaları olacak? Lojistik ne kadar iyi olacak? Bütün bunların hepsi bir kez daha yaşanan savaşlarda görüldüğü için gündeme geldi ve burada yapılan savunma sanayi ile ilgili hem Forum, Savunma Sanayii Başkanlığımızın da burada çok ciddi emeği var, onun için de onlara ayrıca teşekkür etmek lazım, hem de politik çerçeve gerçekten çok belirleyici oldu” dedi.

“AVRUPA GÜVENLİĞİ KONUSU AB Mİ, TÜRKİYE’NİN DAHİL OLDUĞU DİĞER ÜLKELER TARAFINDAN MI GÖTÜRÜLECEK”

NATO’nun geleceğine bütün NATO üyelerinin beraber karar vermek zorunda olduğuna değinen Fidan, Avrupa güvenliği konusunun uzun zamandır tartışıldığını söyledi. Fidan değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Avrupa güvenliği konusu AB tarafından mı götürülecek, Avrupa’daki Türkiye’nin de dahil olduğu diğer ülkeler tarafından mı götürülecek? Şimdi aslında Macron’un ortaya attığı NATO’yla ilgili cümlelerin de geri planında yatan temel husus, burada Avrupa’da artık AB’nin öncülük etmesi. AB’nin de İngiltere çıktıktan sonra iki önemli gücü kim? Fransa ve Almanya. Almanya ekonomik bir dev söylendiği zaman, Fransa askeri bir dev. Dolayısıyla Fransa’nın aslında öncülük edeceği yeni bir güvenlik alanının olması arzusu veya stratejisini de orada görebiliyoruz.

Ama genel itibarıyla Rusya-Ukrayna savaşı, sebeplerinden bağımsız olarak söylüyorum, askeri stratejistler tarafından gerekli dersler çıkartıldığında şu görüldü. Aslında ittifakın iki kanadının da birbirine gerçekten ihtiyacı var. İlk önce Amerika ‘Ben yükü gerçekten paylaştırmak istiyorum’ dedi, ‘Hepsini taşımak istemiyorum’ dedi. Tamam, Avrupalılar bunu üstlerine aldılar, buradan bir maliyet ödeme var. Çünkü siyasiler için zor bir karar. Sosyal hizmetlerden, temel hizmetlerden kesip savunmaya bütçe ayırmak her iktidarın bir noktada sıkıntıya düşeceği alanlardan biri olabilir, özellikle Avrupa’da.”

Bakan Fidan, İttifak üyeleri arasında külfet paylaşımının değil, ekosistemin kurulumunun da önemine dikkat çekerek, savunma sanayiyle ilgili bir ekosisteminin belli başlı endüstriyel gücü olan, sanayi gücü olan müttefiklerin katılımıyla yeni bir politika alanına dönüştürülmesi konusunun kendi görüşüne göre eşit derece önemli olduğunu söyledi. Fidan, “Aslında NATO klasik manasıyla bakıldığı zaman insanların zihninde Soğuk Savaş haliyle mücessem olmuş bir durumda ama modern zamanlara geldiğiniz zaman olan şu. Evrilen tehditler karşısında ittifakla üye ülkelerin hem askeri kabiliyetlerini hem savunma sanayine ilişkin diğer kabiliyetlerini bir arada tutabilme yeteneğini nasıl yürütürüz sorusuna aradıkları bir cevap. Bunun da kavramsallaştırılması, isimlendirilmesi 3.0’la oldu. 1.0 biliyorsunuz, Soğuk Savaş dönemiydi. Ondan sonra soğuk savaştan bugüne gelen bir süreç oldu o da 2.0’dı. Şimdi 3.0’a geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

“KARARLAR İYİ İLERLETİLİRSE OLUMLU ETKİLERİNİ GÖRECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORUM”

Zirve’de alınan kararlar arasında bulunan 50 milyar dolarlık tedarik anlaşmasına atıfta bulunarak, bunun iyi ilerletilirse olumlu etkilerinin görüleceğini dile getiren Fidan, “Sanayinin en önemli iki tane alanından biri, birincisi tedarik zincirlerinin kesintisiz çalışabilmesi ki, bu tedarik zincirlerine başka ülkelerin sağladığı malzemeler de giriyor. Bunda sıkıntı olmaması lazım. İkincisi, markete erişimde sıkıntının olmaması. Böylesine büyük bir ekosistemde, İttifak’a üye olan ülkeler bir araya geldiğinde, bu anlayışla bir savunma sanayii ekosistemi kurarlarsa hem tedarikte hem pazarda sorun olmaz. Dolayısıyla sanayinin kendi kendini yürütme, idame etme yeterliliği ortaya çıkar. Aksi takdirde sürekli sübvanse edilmesi gerekir. Bu sürekli sübvanse etme de her ülkenin tek başına karşılayabileceği bir durum değil” diye konuştu.

Fidan, bunun çok iyi planlanması gerektiğini vurgulayarak, anlaşmanın bütün müttefikler arasında yapılan sözleşmeler olduğunu belirtti. Fidan, “Buna benzer sözleşmeler savunma sanayimizin geleceği açısından fevkalade önemli. Çünkü Türk savunma sanayine baktığınız zaman bizim için küçük ve orta ölçekli savunma araçları değil, çok yüksek stratejik öneme haiz teknolojiler ve silahlar üzerinde yoğunlaştığını da görüyoruz. Hava savunma sistemleri, füze sistemleri, jet uçakları yeni nesil, ileri nesil, yine insansız hava araçları, sürü dronları ve siber araçlar gibi. Bunların belli bir kolektif çerçevede yapılabilir olması esas itibarıyla maddi külfeti de azaltır ve savunma direncini de yükseltir” değerlendirmesini yaptı. 

“KENDİSİ CUMHURBAŞKANIMIZ OLDUĞU İÇİN ZİRVE’YE GELDİ”

ABD Başkanı Donald Trump’ın Zirve’ye katılımı, Türkiye’ye yaptığı ziyaret ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin Fidan, şöyle konuştu:

“İlk gün resmi ziyaret oldu 7 Temmuz’da ve yaklaşık altı saat süren bir diyalog vardı ortada, programın tamamında. Gelmeden önce kendisi halka ifade ettiği için bizim artık söylememizde de beis yok, gerçekten Cumhurbaşkanımız olduğu için geldi. Yani onu kendisi söyledi. Bu önemli bir husus. Yani biz çoğu zaman ifade ediyoruz, bazı çevreler bunu anlamamakta ısrar ediyorlar ama Cumhurbaşkanımızın uzun erimli liderliği ve dünya liderleri arasındaki bulunduğu yer, Türkiye’nin imajı bakın neleri beraberinde getiriyor. Bu fevkalade önemli bir şey. Bu derece güçlü bir liderlik artık Türkiye’nin milli bir değeri ve bizim bir uluslararası kabiliyetimiz haline geldi. Şimdi bu Türk diplomasisi için muazzam bir katkı. Trump’ın da bunu ifade ediyor olması aslında bunu bir şekilde perçinliyor.

Bu, Sayın Trump’ın Cumhurbaşkanımıza liderden lidere olan ilişki seviyesinde verdiği önem. Tabii bunun hükümete yansıması var, Amerikan sistemine yansıması var, bize yansıması var. İkili görüşmede her iki lider de Amerika ile Türkiye arasındaki ilişkilerin her alanda ilerletilmesi konusundaki iradeleri yenilediler. Var olan sorunların kaldırılması, çözülmesi alanındaki iradeler de yenilendi. Bizlere bu konuda büyük işler düşüyor bakanlar olarak, uygun çözümler bulmakla alakalı.

Özellikle sanayi alanında iş birliğine ilişkin yeni düşünceler ortaya atıldı. Ticaret alanında neler daha fazla yapılabilir, onlar konuşuldu. Daha da önemlisi, Sayın Trump buradayken bölgemizde bizim için son derece önemli olan sorunları görüşme imkanı oldu. Yani Lübnan meselesi, Filistin meselesi, Suriye meselesi, İran ile yürüyen müzakereler ve kuzeyimizdeki Ukrayna ile ilgili savaş. Bütün bunların hepsinde Türkiye gibi Amerika da başat aktör ve iki liderin bu konuda bir senkronizasyon içerisinde bulunması, bir ortak anlayışla pratik ortaya dökmeleri fevkalade önemli stratejide. Bu görüşmenin bence ikinci önemli ayağı da ‘Bölgesel ve uluslararası sorunlarda nerede duruyoruz’ meselesine liderlerimizin karşılıklı verdiği cevap oldu ve burada oluşturulan anlayış birliği oldu.”

“MÜTTEFİKLER ARASINDA YAPTIRIM OLMASINI İSTEMİYORUZ”

Bakan Fidan, ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) ve F-35 konusuna ilişkin, Türkiye’nin beklentisini Trump’ın da ifade ettiğini söyledi. Fidan, baştan beri hiçbir şekilde müttefikler arasında yaptırım olmasını istemediklerini söyleyerek, “Bunlar siyasi veya idari kararlar olmamalı. Teknik olarak firmalar, kurumlar alışverişte anlaşırlar, anlaşamazlar, o başka bir konu. Ama en başta seçilmiş siyasal liderlik ve işte kongre, bizde parlamento, bu konuda engelleyici bir rol oynamamalı müttefikler arasında” dedi.

Türkiye’nin baştan beri liderliğiyle, parlamentosuyla bu fikirde olduğunu hatırlatan Fidan, Türkiye’ye yönelik uygulanan yaptırımlardan bahsetti. Fidan, “Bunları sistemli bir şekilde kaldırmaya yönelik çok ciddi diplomatik çalışmalarımız oldu. Çok şükür bunu daha önce başka vesilelerle de söyledim, Avrupa’da artık bunu bir sorun olmaktan çıkardık. Amerika’da idari kararlarla alınabilecek konular da çok şükür sorun olmaktan çıktı. Ama yasayla bağlanmış bir iki tane konu var. CAATSA bunlardan biri. F-35 ile ilgili konu da bunlardan biri. Şimdi bu irade burada olduğu sürece iki liderde de biz bakanlıklar olarak bunları çözme konusunda da uygun adımları atıyoruz. İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız, yani bunda bir sıkıntı olmayacağını düşünüyorum” diye konuştu. 

Türkiye’nin dostu olduğu kadar hasmının da sevmeyenin de çok olabildiğini belirten Fidan, “Bazı ülkelerin Amerika nezdinde lobi faaliyetlerinde bulunduğunu da açıkçası görüyoruz. Türkiye’nin bu kadar saygınlık kazandığı, etki ürettiği bir yerde başkaları da farklı şekilde harekete geçiyorlar. Amerikan siyasetinin yine Türkiye’nin önemiyle onlara etki eden negatif manadaki aktörlerin çabası arasında bir ikilem içerisinde kalacağı bir sürece giriyoruz. Bunu yönetmek de diplomasinin işi, zaten bizler de bunun için varız. İnşallah bunu daha ileri bir şekilde çözeceğiz” ifadelerini kullandı. 

“F-110 MOTORLARINDA BİR SORUN ÇIKMAMASINI BEKLİYORUZ”

Bakan Fidan Türkiye’nin milli uçağı KAAN’ın motorlarının tedariki için ABD’deki sürece dair, “F-110 motorlarıyla ilgili Kongre’nin yasal bildirim süresi de dün itibarıyla doldu. İnşallah bundan sonra bir sorun çıkmamasını bekliyoruz” dedi.

“HAFTA SONU İTİBARIYLA ÇÖZÜME ULAŞILABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

ABD-İran arasında varılan mutabakattaki son duruma ilişkin Fidan, imzalanan mutabakatta genel ifadelerle yazılmış birçok konu ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasının en önemli şartlardan biri olduğunu kaydetti. Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uygulamada her iki tarafın da farklı anladığını, çünkü ben dün Sayın Arakçi’yle bu konuyu çok uzun konuştum. Kendisi arayıp izah etme ihtiyacı da hissetti. Çünkü çatışmaların yaygınlaşma ihtimali de var. Neden onlar ilk önce birkaç gemiye saldırdılar, sonra Amerikalılar da tabii misilleme yaptılar. Bu giderek bir yaygınlaşma emaresi. Boğaz’daki geçiş regülasyonunun bir şekilde ortak anlayışa bağlanması gerekiyor. Şu anda detaya girmek istemiyorum, yani kendileri ifade ettikleri için, yani kimlerle hangi aktörlerle görüşecekler. Hafta sonu Umman’da bir araya gelecek Ummanlı mevkidaşıyla Sayın Arakçi.

Orada çünkü Boğaz’a baktığınız zaman bir tarafında İran, bir tarafında Umman var. Şimdi İran’ın uluslararası suların kendi hakkı var, 12 mil. Umman tarafının var, bir de arada kalan yaklaşık 20 mile yakın başka bir alan var. Şimdi hangi alan kullanılacak, nasıl kullanılacak, burada bir şey var, farklılık var. Bunun detayına girmek istemiyorum. Buradan hareketle bir taraf kendinden habersiz bir şey yapıldığını düşündü, öbür taraf da ‘İran geçişi engelliyor’ dedi ve çatışma başladı. Dün itibarıyla yapılan iletişim neticesinde taraflar arasında şu anda bir sessizlik sürecine girildi. Ama bunun şeye bağlanması gerekiyor, tekrar bir ortak anlayışa bağlanması gerekiyor. Hafta sonu itibarıyla ben bir çözüme ulaşılabileceğini düşünüyorum, bu geçişteki anlayış farklılığının izale edilmesi hususunda.”

“ALLAH KORUSUN DAHA İLERİ SEVİYELERE TAŞINMA DURUMU VAR”

Fidan, Rusya-Ukrayna savaşı konusunda kesintisiz çalıştıklarını söyleyerek, “Hiç dikkatimizden kaçırmadığımız konulardan biri. Bizi çok yakından ilgilendiriyor, direkt etkiliyor. Karadeniz’in güvenliği, seyrüsefer emniyeti sadece milli güvenlik, fiziki güvenlik ile ilgili değil, yani ticaretin direkt etkilendiğini görüyoruz. Giderek şu anda daha artan şiddetle ticari gemilere saldırılar var. Çünkü tam da korktuğumuz oluyor, baştan beri uyardığımız konular, giderek savaş yaygınlaşıyor. Bölgesel olarak yaygınlaşıyor, hedef olarak yaygınlaşıyor, yöntem olarak yaygınlaşıyor. Allah korusun daha ileri seviyelere taşınma durumu var” dedi.

“YAKIN ZAMANDA UKRAYNA’YA DA GİDECEĞİM”

Geçen aykı Rusya ziyaretinden bahseden Fidan, “Yakın zamanda inşallah Cumhurbaşkanımız tekrar Ukrayna konusunda bizi görevlendirdi, Ukrayna’ya da gideceğim. Aynı türden görüşmeleri Ukraynalı muhataplarımızla da yapacağım. Bunu biz yaptığımız zaman aslında şimdi şöyle bir şey var, şimdi Avrupalılar savaşın bir tarafı, ama Ruslarla görüşmüyorlar, Ruslar bir taraf, ama Avrupalılarla görüşmüyorlar. Tabii iletişim kanalları var, ama şimdi bu kadar hayati bir savaşta insanlar mümkün olduğunca fazla kanaldan fazla bilgi alıp kararlarını kesinleştirmek istiyorlar. Tek bir kanala, tek bir ifadeye veya tek taraflı kendi yaptıkları istihbari analizlere bağlı kalmak istemiyorlar” ifadelerini kullandı. 

 

Yorum Yap

Benzer Haberler
Bakan Fidan: CAATSA konusunda yakında bir neticeye ulaşacağız
Bakan Fidan: CAATSA konusunda yakında bir neticeye ulaşacağız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Liberya Cumhurbaşkanı Boakai ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Liberya Cumhurbaşkanı Boakai ile görüştü
Mehmet Akif Ersoy iddianamesi kabul edildi
Mehmet Akif Ersoy iddianamesi kabul edildi
Aziz İhsan Aktaş davasında 7 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi
Aziz İhsan Aktaş davasında 7 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi
DEVA Partili Şahin: “Emekliye kaynak yok diyenler, faiz lobisine emekli başına 17 bin TL aktarıyor”
DEVA Partili Şahin: “Emekliye kaynak yok diyenler, faiz lobisine emekli başına 17 bin TL aktarıyor”
Eyüpsultan’da pazar ve esnaf ziyareti gerçekleştiren Özgür Çelik: “Bizim makamımız meydanlar, sokaklar, pazarlardır”
Eyüpsultan’da pazar ve esnaf ziyareti gerçekleştiren Özgür Çelik: “Bizim makamımız meydanlar, sokaklar, pazarlardır”
Ege'nin İncisinden Anlık Haber
Bodrum Anlık

Bodrum Anlık, “Ege’nin İncisinden Anlık Haber” anlayışıyla sahilden gündeme uzanan tüm gelişmeleri hızlı, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; Bodrum’un dinamik yaşamını anbean yansıtan güçlü bir haber platformudur.

2026 Bodrum Anlık © Tüm hakları saklıdır. Bodrum Anlık